Get Adobe Flash player

Monthly Archives: Mayıs 2009

Armağan

BİR KUTU DOLUSU YAŞAM GÖNDERİYORUM SANA !

Bir kutu dolusu yaşam gönderiyorum sana, sade bir kurdeleyle süslenmiş. Çöz kurdeleyi ve kaldır yavaşça kutunun kapağını..

Kocaman bir fırça ve bin renk koydum kutuya bir cennet resmi yapıp içine gir diye…

Düşler serpiştirdim gizlice, düş kurmayı unutma diye.

Bir tanede elma şekeri yerleştirdim, içindeki çocuğu yeniden tadabil diye…

Güneşin batışını, billur suyun sesini, kırmızıyı, gelinciklerin saflığını, taze ekmeğin kokusunu ve bir gülümsemenin sıcaklığını da sığdırdım.

Ruhlarımız aç kalmasın diye…

Kutuya biraz da sevecenlik koydum, güçlü ol diye, çünkü acımasız olan güçsüzdür.

Beyaz bir güvercin uçup kendi kondu kutuya, barışı ve özgürlüğü sunmak için….

Bir buket sevgi, bir yudum aşk ve yarım bir elma da koymadan edemedim. Paylaşmayı anımsayalım diye…

İçtenliği, umudu neşeyi, bağışlayıcılığı, özgüveni ve açık yürekliliği unutmadım, “Ben” in dışına çıkıp bize ulaşabilelim diye…

Son olarak da bir kart iliştirdim kutuya bak bu kartta neler yazıyor:

Bu kutunun kapağını her kaldırışında yaşamla ilgili yepyeni şeyler keşfedeceksin. Yaşamak için yarını bekleme, al yaşamı kollarının arasına ve sımsıkı sarıl yaşamdan yalnızca almak yerine ona bir şeyler ver.

Kısacası bütünüyle “insan” ol.

Unutma (!)

Yaşam dokuması henüz tamamlanmamış ,

olağanüstü güzellikte bir duvar halısıdır ve

sana ait olan boşluğu yalnız sen doldurabilirsin.

Neden ALO deriz

NEDEN ALO DERİZ?

Telefonda hemen hemen her gün kim bilir kaç kez kullandığımız “Alo” sözcüğü, gerçekte bir sevgilinin kısaltılmış adıdır.

Sevgilinin tam adı Allessandra Lolita Oswaldo’dur. Bu sevimli genç kız, telefonu icat eden, A.Graham Bell’in sevgilisiydi.

Graham Bell telefonu icat edince ilk hattı sevgilisinin evine çekmişti. Atölyesinde telefon çalınca arayanın Allessandra Lolita Oswaldo’dan başkası olamayacağını bildiğinden Graham Bell, telefonu açar açmaz “Allessandra Lolita Oswaldo” diyordu.

Bell, zamanla sevgilisine, adını kısaltarak hitap etmeye başladı ve telefonu her açışında onu “Ale Lolos” diye karşıladı.

Çalışmaları uzadıkça Graham Bell, sevgilisinin adını daha da kısalttı ve iki heceli bir ad buldu. Bu kısa ad “Alo” idi.

Allessandra Lolita Oswaldo, geliştirip, tüm kente yaymaya çalıştığı telefondan başka bir şey düşünmeyen sevgilisinin bitmek tükenmek bilmeyen deneylerinden rahatsız olmaya başlayınca Graham Bell’i telefonuyla baş başa bırakıp onu terk etti.

Yaşlı Bell, sevgilisinin bir gün onu arayacağı umuduyla telefonun başından ayrılmadı.

Kentte çekilen telefon hatlarının sayısı da giderek artmaya başlamıştı. Graham Bell’i artık başka kişiler de arıyordu. Fakat o, telefonun her çalışında kendisini sevgilisinin aradığını sanarak telefonunu “Alo” diyerek açıyor ve artık herkes “Alo” diyordu.

O günlerde hemen herkes telefonu açtıklarında Alexander Graham Bell’in anısına saygı olarak “Alo” demeye başladı.

Bugün tümümüzün kullandığı “Alo” sözcüğü işte o günlerden günümüze uzanmaktadır.

Başarılı olmanın sırrı

BAŞARININ SIRRI NEDİR?

Evet, başarının sırrı vardır. Hem de herkesin kolaylıkla görebileceği bir sır. Herkes kolaylıkla görebiliyorsa bu nasıl sır olabilir? Bunun sır olması, ‘ kişiye özel ’ olmasındandır.

Başarı hangi alanda olursa olsun, kim tarafından istenirse istensin birbirini izleyen bir dizi ‘ düşünsel –duygusal-sosyal yoğunlaşma’ halkalarından oluşan bir zincirdir. Hiç unutmamak gerekir ki, ‘bir zincir, en zayıf halkası kadar sağlamdır’. Onun içinde bu beş halkadan oluşan zinciri ayrı ayrı göreceğiz ve bizi başarıya nasıl ulaştıracağını anlayacağız.

Birinci adım: Güçlü bir istekle hedefimize yönelmek.

İkinci adım: Hedefe ulaşmak için gerekli donanımı kullanmak.

Üçüncü adım: Kazandığımız donanımı gereken zaman ve yerde en üst etkinlikte kullanmak.

Dördüncü adım: Ne yaptığımızı, ne yapmadığımızı ölçerek kavramak.

Beşinci adım: Zamanında ve yerinde gerekli düzeltme ve eklemeleri yapabilmek.

Güzel Yaşamanın Sırları

GÜZEL YAŞAMIN 10 ANAHTARI

Her ülkenin binlerce atasözü var, özdeyişi var. Bunlar birikimlerin hap halinde ifade edilmiş şekli. Ünlülerin, toplumları etkileyen kişilerin özdeyişleri var, çoğu zaman yazarlar anlatmak istedikleri konuya giriş yaparken “ufuk açma” niyetine alıntı yaparlar. Philip E. Humbert adlı bir psikiyatri profesörü, “İnsanlara mutlu yaşamın anahtarını 10 kuralda toplayacak olsam, hangi deyişleri seçerdim” diye kapsamlı bir çalışma sonrası bir liste çıkartmış.

1. Kendini tanı -Sokrat

Kendi içinde yolculuk yap. Günlük tut. Kalbin, gönlün, vicdanın ne diyor? Neyi öne çıkartıyor? Dünyaya bilinçli bakmanın yolu, başta bu iç yolculuktan geçiyor.

2. Olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol – Mevlana

Dürüst ol, adil ol, hakça düşün. İçinden gelen sesin öne çıkardığı değerleri koru. Hayatta bir şeyleri korumak için ayakta kalmazsan her şey seni düşürür.

3. En yukarda aşk var – Aziz Paul

Sesi müziğe dönüştüren aşktır. Aşk olmazsa, sevgi ilişkileri yoksa, ihtimam eksikse, hayatın kuru bir daldan farkı kalmaz.

4. Dünyayı hayal gücü döndürür – Albert Einstein

Yaptığımız her şey hayal kurarak başlar. Hayat -herkes için- hayalleri gerçekleştirmek ve yapabileceğinin en iyisi, olabileceğinin en güzeli peşinde gitmektir. Bobby Kennedy’nin sözü gibi: Diğerleri dünyaya bakıyor ve “Neden” diye soruyor. Ben bambaşka bir dünya düşünüyor ve “Neden olmasın” diye soruyorum.

5. Fazla güzellik göz çıkarmaz – Mae West

Güzel hayat doya doya yaşanır. Mutluluk paylaşılır, hayatı sevme hissi coşkuyla beraber gelir. Ruhun müziğinde “Haydi bastır, göster kendini” temposu vardır. Kibir değil, coşku!

6. Fırsatlar yakalandıkça çoğalır – Sun Tzu

Başarı cesaret ister, başlangıçtaki cesaret sonradan inanca dönüşür. İnanç insanlığa daha iyi hizmet arzusuna dönüştüğünde fırsatlar yelpazesi yukarı bir seviyede tekrar açılır.

7. Ya yap ya yapma. Denemek yok! – Yoda (Yıldız Savaşları)

Hayat seri hareket, karar ve kararlılık gerektirir. Tereddütte kalanlar geride kalır. Hayatın üstüne gitmezseniz hayat sizin üstünüze gelir.

8. Mükemmellik, ekleyecek bir şey kalmadığında değil, alınacak bir şey kalmadığında oluşur – Antoine de St.Exupery

Hayatınızı basitleştirin. Basite indirge, indirge, bir kere daha indirge… O zaman ne kalıyor, ona bak. İstekler listenizi kısa tutun. Kısa tutun ki fokus edebilesiniz. Güneş ışığına büyüteç tutmak gibi, odaklamazsanız hayatı yakamazsınız.

9. Kabiliyet yoksa sanatçı olmaz, ama çalışılmadıkça kabiliyet hiç bir işe yaramaz – Emile Zola

Ancak akıllı, bilinçli ve odağı şaşmayan çabalar sonrası olası potansiyelin yapabilecekleri gerçekleşir. Elması yontmadıkça elinizde sadece bir taş parçası vardır.

10. Hayatı yaşamanın iki yolu var. Biri hiçbir şey mucize değilmiş gibi yaşamak… Diğeri her şey mucizeymiş gibi yaşamak – Albert Einstein.

Bahar Yorgunluğu

Bahar yorgunu olabilirsiniz

Kış aylarının bitip de baharın etkisini göstermeye başladığı bu günlerde kendinizi eskisine göre daha bitkin ve güçsüz mü hissediyorsunuz? Bahar yorgunluğuna bağlı bu durumdan kurtulmak zor değil!

“ Bahar yorgunluğu özellikle bahar mevsiminin başladığı günlerde birçok kişide görülebilen, genel bir bitkinlik, güçsüzlük ve enerji noksanlığı, isteksizlik, uykusuzluk, vücutta karıncalanma gibi belirtilerle seyreden bir rahatsızlık halidir.”

ELEKTRİK YÜKÜNE DİKKAT!

Kışın soğuk ve güneşsiz günleri yavaş yavaş yerini baharın neşesine ve sıcaklığına terk ediyor. İşte bu hava ve mevsim değişikliği insan biyoritmini olumsuz etkiliyor. Bahar mevsiminde havadaki elektrik yükü artıyor. Bu yük havada bulunan pozitif ve negatif yüklü iyonlar aracılığıyla taşınıyor. İşte bu taşıma dengesi bozuklukları iklim değişikliği dönemlerinde sıkça karşımıza çıkıyor. İnsanlarda yorgunluk belirtilerine ve hatta ruhsal sıkıntılara yol açıyor.

“Havadaki elektrik yükü özellikle büyük şehirlerde daha fazladır. Bu duruma bir de hava kirliliği, sanayi atıkları ve trafik yoğunluğu eklenirse, kişilerdeki bahar yorgunluğu belirtileri daha da yoğun olarak yaşanır. Bahar ayının ve güneşin getirdiği rehavet duygusuna, stres ve gerginlik duygusu da eklenince insanda mevcut olan birçok hastalık da negatif olarak etkilenmektedir.

HER YORGUNLUK “BAHAR YORGUNLUĞU” DEĞİL!

Bu aylarda yorgun yaşayan birçok kimse bunu bahar yorgunluğuna bağlıyor. Ancak yaşanan yorgunluk çeşitleri kronik yorgunluk sendromu, mutsuzluk yorgunluğu ve bahar yorgunluğu olarak üç grupta inceleniyor.

“Hastalık belirtilerini birbirinden ayırmak gerekir. Bir kişi fiziksel olarak yorgunluktan, tüm eklem ağrılarından ve yataktan yorgun kalkmaktan ya da gün içerisinde çabuk yorulduğundan bahsederken, bir başkası ruhsal ya da psikolojik yorgunluktan bahsedebilir. Eğer bir yorgunluk aylarca sürüyorsa, hatta yatak istirahatı ile de geçmiyorsa müzminleşmiş (kronik) bir yorgunluk hastalığından bahsedilebilir.

BAHAR YORGUNLUĞUNUN NEDENLERİ

Beslenme alışkanlığı bozuklukları
Besinlerle yeterli miktarda vitamin, mineral alınmaması
Tembel bir yaşam biçimi
Tiroid bezinin çalışma düzensizlikleri. Özellikle bu bezin az çalışması yorgunluk belirtilerini artırıyor. Bu durumlarda hafıza zayıflaması, uyku eğilimi, adale ağrıları normalden fazla görülüyor.
Birçok enfeksiyon hastalığı yorgunluk belirtilerini artırıyor.
Tansiyon, kalp hastalığı, alerji, nezle ve bazı ağrı kesici ilaçların kullanımı
Tansiyonda sık sık inip çıkmalar, kan şekeri düşmeleri, gürültülü ortamlar, fazla sıcak ya da soğuk ortamlar, stresli iş ortamı, kirli hava gibi durumlar da yorgunluğa yol açıyor.
Fazla kafein, yoğun sigara kullanımı, aşırı alkol ve madde alışkanlıkları da yorgunluk tetikleyen durumlar arasında yer alıyor.

YARATTIĞI ETKİLER

Kas ağrıları, omuz, sırt ve boyun ağrıları.
Yorgunlukla birlikte; konsantrasyon bozukluğu, neşesizlik, aşırı sinirlilik, hafıza zayıflaması ve uyku bozuklukları.
Uyku ritmi bozukluğu; uykuya dalma güçlüğü bazen de aşırı uyuklama hali
Baş ağrıları.
Stres ve ruhsal gerginliğe bağlı olarak barsak ve mide rahatsızlıkları. Bahar mevsiminde mide ve oniki parmak ülseri olanlarda hastalık nüksleri daha çok görülüyor. Barsaklarda gaz, kabızlık ve ishal gibi düzensiz barsak hareketlerini beraberinde taşıyan, hassas bağırsak sendromu diye adlandırılan duruma rastlanıyor.

ÖNLEMLER

“Yorgunluk sorunu olan hastalarda B ve C vitaminlerinden, magnezyum, potasyum ve çinko desteğinden faydalanılır. Gevşeme egzersizlerinden yararlanılabilir. Meyve, sebze ve ağırlıklı beslenmeye ağırlık verilmeli, günlük içilen su miktarını 3 litre civarında tutulmalı, iyi ve kaliteli bir uyku düzenini sağlamak için stres azaltılmalıdır. Sigara, alkol ve kafeinden mümkün olduğunca uzak durulmalıdır. Yorgunluğu giderir ve rahatlatır düşüncesiyle aşırı alkole başvurmak yanlış olur. Yatarken alınan depresyon azaltan, uyku düzenleyen ve kas gevşeten ilaçlardan yararlanılabilir.

Dalga ve Kıyı nın Aşkı

Dalga ile kıyının aşkı.

Dalga ile kıyının aşkını bilir misin?
Öncesinden başlayıp sonsuzluğa giden dalga,hep aşka kavuşmanın özlemi ile atılır kıyıya Dalga seven,kıyı sevilendir.Dokunur parmaklarının ucu ile sevdiğine dalga,ve döner hep geriye…
Bilir kavuşamayacağını ama yinede koşar kıyıya,her bir dokunuşta aşkına verir bedenini hesapsızca…
İşte bende seni böye severim BİRTANEM…

Penguenler

SMOKİNLİ PENGUENLER

Paytak paytak yürüyen penguenler aslında bir kuş türüdür ama uçamazlar. Büyük topluluklar halinde yaşarlar. Allah tarafından, ısının [-88] dereceye kadar düştüğü dondurucu ortamlarda bile hayatlarını devam ettirebilecekleri mükemmellikte yaratılmışlardır. Bir düşünün; bizler kışın kazak, çorap, eldiven derken ne hale geliriz. Ama penguenler üstlerine hiçbir şey giymezler. Üstelik onların ayaklarına giyecek ayakkabıları da yoktur. Ama buz üstünde kaymadan kolaylıkla yürürler. Ayrıca, evleri de olmayan penguenler buz üstünde yaşarlar. Peki, ama nasıl oluyor? Onlar hiç üşümezler mi acaba? Hayır, üşümezler. Çünkü, Allah, penguenleri buzlarla dolu bir yerde yaşayabilecek şekilde özel olarak yaratmıştır.

Penguenlerin sahip oldukları vücut özellikleri insanlardan çok farklıdır. Bunlar nelermiş bir bakalım mı?

Kimi zaman sayıları 400 bini bulan bir grubun üyesi olan bu sevimli canlılar, kış geldiğinde deniz kenarından, daha güneye doğru gitme kararı alırlar. Bu ortak karar, Allah’ın yarattığı büyük bir mucizedir. Kış mevsiminin geldiğini anlayıp, aralarında anlaşarak, gidecekleri yeri kararlaştırmaları, ortak bir gün tayin edip, hiçbir itiraz olmadan toplu hareket etmeleri, yalnızca Allah’ın sonsuz gücünün bu sevimli hayvanların üzerindeki hakimiyeti olarak açıklanabilir. Aksi takdirde bu hayvanların anlaşıp yaşamlarına elverişli yerlere topluca göç etmeleri mümkün olmazdı.

Göç mevsimi, aynı zamanda penguenlerin çiftleşme mevsimidir. Bunu anlayan penguen, birinci adım olarak derhal kendisine bir eş seçer. Atılacak ikinci adım, eşin kaybedilmemesi için onun şarkısını öğrenmek, yani çıkardığı özel sesi ayırt edebilmektir. Unutmayın, aklı ve zekası olmayan bir penguenin 400 bin penguenin arasından birini belirleyip, onun sesini tanıyabilmesi Allah’ın gücünün ve yaratışındaki üstünlüğün bir başka göstergesidir.

Ses ayırımındaki bu hassasiyet yavru penguenler için de geçerlidir. Yavrular da anne-babalarını yalnızca seslerinden tanıyabilirler. Birbirine bu denli benzeyen hayvanlar arasında, böyle bir ayırım olmasaydı, yaşantıları karmakarışık olurdu. Bu ise ancak Allah’ın eşsiz düzeniyle ve onlara verdiği özelliklerle sağlanmaktadır.

Çiftleşmenin ardından dişi yalnızca bir yumurta yumurtlar. Erkek penguenin sorumluluğu, yumurtanın üzerinde kuluçkaya yatmaktır. Ortalama [-30] derecede, 65 gün boyunca hiç kıpırdamadan bu görevi yerine getirmeye çalışırlar. Bu oldukça zorlu bir dönemdir. Erkek penguen yerinden kıpırdayamadığı için yemek yiyemeyecektir. Anne penguen de uzaklarda, doğacak yavru için besin arayacaktır.

Siz [-30] derecede, 65 gün boyunca, hiç yemek yemeden beklediğinizi düşünebiliyor musunuz? Bir insan için bu durumun sonucu ölümdür. Fakat penguenler hiçbir sabırsızlık ve bıkkınlık göstermeden bu fedakarlığı gösterirler, Allah’ın kendilerine ilham ettiği görevi terketmeden sonuna kadar yerine getirirler.

Geçen 2 aylık kuluçka döneminin ardından, erkek penguen kilosunun 1/3′ünü yitirir. Bunu 60 kiloluk bir insanın 40 kiloya düşmesi şeklinde düşünebiliriz. Kuluçkadan çıkan yavru penguen, ilk iki ayı anne ve babasının ayaklarının arasında geçirir. Bu korunma yavru için çok önemlidir. Çünkü, yanlışlıkla 2 dakika gibi kısa bir süre için dahi buradan çıkması, donarak ölümüne sebep olacaktır. Anne ve babaya bu korumayı ilham eden Allah’tır. Burada da Allah’ın koruyan, gözeten sıfatlarını görürüz.

Dahası, soğuktan korunmak amacıyla, kümeler halinde toplanarak birbirine adeta yapışan 400 bin üyeli penguen topluluğu mükemmel bir dayanışma örneği sergiler. Aldıkları bu önlemle sıcaklığın devamlılığını sağlayarak ısı kaybını yarıya düşüren sevimli penguenler, kümenin dışında kalanları da sırayla aralarına alarak onların da ısınmalarını sağlarlar. Penguenler, aralarındaki düzeni bozabilecek en ufak bir itiraz olmadan, nesiller boyu büyük bir uyum içinde yaşamıştır ve aynı düzen içinde yaşamaya devam etmektedirler.